Touches - Like waves hitting the shore. The sand is washed every time, with a fresh salty kiss. Palpations - Like words rewiring the memory. Whatever was on the sand, is now back to the sea. Touches - Like antidotes penetrating to the skin. Sensations remain after hours, Silhouettes linger around With a soft inviting breeze. Van Vlees en Bloed
"Her seferinde, hiç şaşmaksızın, kendi dikenli tellerime çarparak yürümekten artık çok yoruldum. Uzaktan güzel görünen tüm hayaller, yanına, yanıma yaklaştığım zaman bir anda kanayan güller haline neden dönüşüyordu ki? İnsan kendi kendine niye dikenli teller örerdi ki? Biliyordum, çıkarmayı denemek aptallıktan başka bir şey sayılmazdı. İnsan bir kere zırhını çekti mi, kolay kolay atamazdı. Kaç kere, olmamışlıklar, yarım yamalak olmuşluklar ve uzun zaman hayalleri ile boğuşurken, çevremdekilere sarılırken acıttığım o tellerden kurtulmayı denedim. Olmadı, yapamadım. Artık bir parçam olduklarına inanmaya başladım. Onları sevmiyordum, ama onlarsız yaşamayı düşünemez olmuştum. Kimseye açıklamadığım nedenlerim vardı. Ne süper ego, ne id, hepsi kendi içimdendi onların. Belki de diğerleri de vardı. Bilmiyordum. Dikenli tellerim en çok bana batardı. Kanatırdım kendimi her geçişlerde, her yükseliş ve düşüşlerde. Bilirdim acısını, uyuştururdu beni, yarattığı kanlı zırhın ar...
Yorgun gözümün halkalarında Güller gibi fecr oldu nümâyân, Güller gibi... sonsuz, iri güller Güller ki kamıştan daha nâlân; Gün doğdu yazık arkalarında! Altın kulelerden yine kuşlar Tekrârını ömrün eder i'lân. Kuşlar mıdır onlar ki her akşam Âlemlerimizden sefer eyler? Akşam, yine akşam, yine akşam Bir sırma kemerdir suya baksam; Üstümde semâ kavs-i mutalsam! Akşam, yine akşam, yine akşam Göllerde bu dem bir kamış olsam! Bu satırları okuyordum neredeyse 16 yıl önce bir sinifta, kendi siramda. Şimdi kendi evimde, odamda yalniz basina oturmuş, bir halt isledikten sonra geri dönüp özür dilemeye, sirnasmaya calisan cocuklar misali geri geliyorum bloguma. Ne ben ondan vazgectim aslinda, ne de o beni birakti ki blogun ismini gorur gormez gulumsuyorum. Yalniz gezenin dusleri, evet iste yine bir yalnizligin tam ortasinda bulustuk. Bu kez sanki biraz daha degismis, biraz daha yontulmus bir halde buluyorum kendimi. Bunun adi buyumek mi? Adini tam konduramasam da o tanidik hisler gelip ...
Yorumlar