Kayıtlar

Vitamini Posasında

Geldiniz ve gölgelendi geceler. Tam da gelmeniz gereken zamanda, tam da gelmeniz gereken şekilde. Hayat, kurulan müzik kutuları gibi sert ve bozulmaya müsaitti. Ama yine de güzeldi. Düşünceler. Hiç birimiz neden hiç bir yere varamıyoruz söylesenize? Neden gittiğimiz yollar siliniyor hep en sonunda? Söylemek istediklerimiz sanki  her daim içimizde kalıyor, yaşamak istediklerimiz, görmek istediklerimiz. Uzun yollar yürüyoruz, uzun, engebeli yollar. Ama bir türlü o dağın arkasını göremiyoruz. Geçen hafta 5 dakikalığına ölümü düşündüm. Sonsuz bir karanlık. Yaptığın, söylediğin, düşündüğün her şeyin saniyenin binde biri içerisinde silinmesi. Koca galaksinin toz zerresi kadar küçük gezegeninin üzerinde asılı kalan anılarımız. Dünya, ne kadar güzel şey varsa hepsini hatırlayacak kadar şanslı, yaşanan onca acıyı unutamayacak kadar da lanetli. Belki de işte tam da bu yüzden, onu kıskanıyoruz, ve kendimizi o boşluk yerine başka şeylerle avutuyoruz.İyilikler ya da kötülükler göreceğimizi ...

Karalama Defteri

Eskilerden-- Paranın gölgesini kağıda aktarmanın keyfini bilir misiniz? Çok az, hafifçe bir baskısıyla kalemin, üzerindeki bütün kabartı beliriverir kağıda. Bazı yerleri koyu renk olursa olmaz, her köşenin eşit koyulukta olabilmesindedir marifet. Ne güzel olur bozuk paranın gölgesi kağıtta. Keşke sadece kağıtta kalsa dedirtir insana. --- İnsanların bir diğer insanı ciddiye alması için illa ki o kişinin de belli sınavlardan geçip bir kağıt parçasını diploma olarak almış olması neden gerekir ki? Bir bebeği de ciddiye almak gerekmez mi şu hayatta, bir çocuğu, bir çiçeği, bir teyzeyi ciddiye aldığımız kadar? Hayat ciddiye almanın sınırlarını belirleyebilmekte bana göre. Sonuçta hepimiz akıp giden bir şeyin parçasıyız.  Zaman, belki düz, uzun, kıvrılamayan bir şey değil ama şu an yaşadığımız bir yöne giden ve durmadan ilerleyen bir şey.  Belki de ilerlemekten ziyade sadece geçen bir şey. Bir gün biz buralarda olmadığımızda da olacağınız var saydığımız bir ş...

Babu'ya Beşinci Mektup

Görmek         işitmek                 duymak                      düşünmek                                ve konuşmak koşmak alabildiğine başı dolu          başı boş koş-       -mak... Hehehey TARANTA - BABU                                    hehehey yaşamak ne güzel şey                       ...

İstasyon

Resim
İyi hissettiğimiz anların kötü hissettiğimiz anlara hiç bir hükmü olmaz ve o iyilik içinde, zamanı gelip bir şeylerin yolunda gitmeyebileceğini bilsek de, yine de o anın şiddetini indirgeyemeyiz. İşte duygular aslında bu kadar tekinsizler, bu kadar kaygan bir zemin üzerinde kurulmuşlar. Belki sadece bu durumu biliyor olma halidir bizi güçlü kılan. Belki bilmeyi inkâr ederek güçlü kalmayı seçmişizdir. Cehalet, mutluluk getirir neticede. Bu sefer biraz daha kısık sesli olsun radyo. Kanalı bulmak kolay değil, hiç olmadı, bir sürü istasyona uğramak gerek bazen, hışırtılı sesler, çevirmekten yorulan parmaklar, ve şarkılar çalmak yerine konuşan insanlar. Her gün bir şarkı olsun bu sefer mesela. Elbette ki her zaman bilindik şarkılar çalamaz radyo, bazen bizim istemediklerimiz çıkıverir. Ne olacak ki, öğreniriz! Kendini kaybetmek değil de kendini bulmak daha çok, kendini unutmak değil de, aksine başkasında kendini hatırlamak. Heyecandan nefes nefese olmak değil de, huzurdan kalp ...

Mürekkep

-Uzun gecelerden, ıslak gecelerden-   Hayat üzerine söylenen cümlelerin yarısı doğru yarısı yanlıştır. Yarısı doğrudur, çünkü bizler de yaşamışızdır onları, başarısız ya da yetersiz olmanın verdiği eksiklik duygusu, çok sevilen birini kaybetmek, ya da bir aşkı unutmak zorunda olmanın o kalp kıran burukluğu. Geri kalan yarısı da yanlıştır o cümlelerin, çünkü henüz tatmadığımız duygulardır onlar. Her ne kadar okusak da, hak versek de asla bilemeyiz; ancak günü geldiğinde doğru olurlar bizler için. En sevdiklerimizi madden ve manen kaybetmek, duyu organlarımızı yitirmek, yeni doğmuş bir bebeğin gözlerinin tam içine bakabilmek, ya da birini sırf seviyoruz diye ondan vazgeçmek.  Hayatın öyle gözükse bile asla lineer olamayacağı. Acıların en büyüğünün bile şiddetinin bir gün geçeceği, ama unutulamayacağı. Öyle ya da böyle. Hayat üzerine söylenen  tüm sözler herkes için olmasa bile bir kişi için de olsa gerçek olur. Ve herkes, kendi kalemiyle başkasını mürekkep ...

Kaos

Uzakları düşünebiliyor olmak, yakını bize daha da anlamlı kıldırır. Oysa uzak da en fazla yakın olabilir zamanı gelince. Gitmek illa ki bir şeyleri unutmak anlamına gelmez,  başka bir yarım kürede, aynı ayda başka mevsimleri yaşarken de insan, bir öğleden sonrası kahvesini anımsayabilir. Hayat biraz da geride bırakabildiklerimizle alakalıdır belki de. Sadece bütün detayları tam olarak anımsamadıkça o görünmez, karmaşık ipler çözülebiliyor sanki. Bizi dizginlerimizden ayırıyor. Tabii geride bırakabilirsek. Şimdilerde yapraklar nasıl bırakıyorsa kendini, biz de öyle işte. Nasılsa bir gün yeniden çiçek açacağımızı bilerek. Çiçeklerimizi severek. ---- Çoğunluğun idrakına varamama hali, insanı içinden çıkamayacağı bir boşluğa sürüklüyor, hepimiz, aynı renklerin farklı tonlarında, aynı ayın farklı mevsimlerinde dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşayarak  yok olup gidiyoruz. Ama bunun nedense çoğu zaman farkında bile olamıyoruz... Basitle karmaşığın birbirine dahil oluşu. Gündüzl...

Carl Sagan - Pale Blue Dot/Soluk Mavi Nokta

Resim